Fakülteler
Permanent URI for this community
Browse
Browsing Fakülteler by Metarial Type "Sunum"
Now showing 1 - 20 of 24
Results Per Page
Sort Options
- ItemA modern approach to data privacy with federated learning(Maltepe University, 2023) Kalkavan, Ziya Can; Şahinaslan, Ender; Şahinaslan, Önder; 122635Today, information technologies and their usage areas are increasing day by day. Advanced technologies such as the internet of things, smart devices and applications, machine learning and arti cial intelligence are a driving force in the spread of their usage areas. The increase in prevalence and use also increases the production and sharing of data. This increase causes various security problems and concerns in terms of data privacy. Therefore, a balance has to be struck between the need for data sharing and its security. For this purpose, the use of federated learning methods has been examined. Traditional data sharing methods focus on centralized solutions for the processing of private and sensitive data of data subjects, but this causes various problems and raises concerns in the sharing of sensitive data. In the federated learning model, it trains locally without data sharing. It has a distributed arti cial intelligence approach that can run di erent resources together. Thus, it o ers an alternative solution that can help address data privacy concerns arising from the traditional method. In this study, the basic principles, usage areas, advantages and difficulties of federated learning, which is also accepted as a modern approach in data privacy, are discussed. The data and examples obtained in the study will be presented.
- ItemA Zone of Death: Ballardian Necropolitical Sovereignty in Concrete Island(RumeliYa, 2025-07) Özçelik, Kaya; 351393; Yılmaz, YakupThis study focuses on J.G. Ballard’s Concrete Island (1974) through the theoretical lens of necropolitics defined by Achille Mbembe to analyse the abandonment and exclusion of certain lives within the infrastructural settings of late modernity. Centring on the protagonist Robert Maitland, stranded in an abandoned interstice of a London motorway - an island within a hyperfunctioning urban framework, the novel details the bitter struggles of an individual to survive. His descent into an utter physical deterioration and psychological disintegration depicts a necropolitical rationale in which the system of the state and its technological mechanisms determine not only who is entitled to live, but more crucially, who can be permitted to die. In this context, this study posits that the motorway island in the novel portrays a necropolitical zone as an uncontrollable space that partially exists within and outside the urban framework, where normative protections and social acknowledgements are put on hold. It is through this marginalisation that Ballard also criticises the immunitarian structures of neoliberal urbanism. Through this spatial marginalisation, Ballard critiques the immunitarian structures of neoliberal urbanism, which prioritise speed, efficiency, and visibility, while transforming certain bodies and lives into throwaways. Putting Maitland’s ongoing dehumanisation process in front of the eyes of the reader, Ballard illustrates how sophisticated infrastructure leads to a desolate environment with human detritus, reminding the reader of Mbembe’s claim that the ultimate expression of sovereign power is verified in its capacity to determine the individuals who are allowed to continue living and who are not. Building on Roberto Esposito’s immunitary paradigm and urban biopolitical theory, this study explores Ballard’s Concrete Island within the contemporary discussions focusing on urban isolation, social exclusion, and the politics of violence regarding the fast-developing modern world.
- ItemAkademik Etik İhlallerinin DEMATEL Yaklaşımıyla Karşılaştırmalı Analizi(İKSAD, 2025-11) Abdulvahitoğlu, Aslı; Abdulvahitoğlu, Adnan; 382420Bilimsel araştırma, bilim insanlarının belirli yöntem ve teknikleri kullanarak kuramsal veya pratik sorunlara çözüm geliştirmeyi amaçladığı sistematik bir süreçtir. Bu sürecin ürettiği bilginin güvenilirliği ve geçerliliği, büyük ölçüde araştırmacıların etik ilkelere bağlılığına dayanmaktadır. Bilim, bilinmeyeni anlama ve açıklama çabasıyla şekillenirken, araştırma sürecinin merkezinde yer alan bilim insanının ahlaki duyarlılığı, mesleki titizliği ve sorumluluk bilinci, elde edilen bulguların niteliğini doğrudan etkilemektedir. Bu nedenle, bilim insanlarının hem kişisel hem de mesleki yaşamlarında etik değerlere bağlı kalmaları ve kararlarını bu doğrultuda almaları büyük önem taşımaktadır. Etik farkındalık, yalnızca araştırma sonuçlarının doğruluğunu sağlamaz, aynı zamanda bilimsel topluluğun güvenini ve akademik kültürün sürdürülebilirliğini de destekler. Bilimsel etik ihlalleri, araştırma süreçlerinin bütünlüğünü bozan ve bilime olan güveni sarsan davranışları ifade eder. Aynı verilerin veya çalışmaların birden çok kez yayımlanması, yeterlilikleri bulunmayan kişilerin başkalarının emeğiyle eser üretmesi, veri manipülasyonu, intihal ve kaynak göstermeme gibi uygulamalar, akademik dürüstlüğü tehdit eden temel sorunlardandır. Bu ihlaller, hem bireysel hem de kurumsal itibar kaybına yol açmakta ve bilimsel sürecin sağlıklı işlemesini engellemektedir. Bu sorunların ele alınması, araştırmacıların etik farkındalığının artırılması ve bilimsel araştırmaların güvenilirliğinin korunması açısından kritik bir öneme sahiptir. Bu çalışmada, etik dışı davranış türleri, Çok Kriterli Karar Verme (ÇKKV) tekniklerinden biri olan DEMATEL yöntemiyle detaylı olarak incelenmiş; söz konusu davranışların birbirleri üzerindeki etkileri ve önem düzeyleri karşılaştırmalı biçimde analiz edilmiştir. Çalışmanın temel amacı, bilimsel etik ihlallerine yönelik farkındalık yaratmak ve akademisyenlerin etik sorumluluk bilincini güçlendirmektir. Böylece, araştırmacıların meslektaşlarına, öğrencilere, topluma ve bilime karşı yükümlülüklerini destekleyecek etik ilkelerin geliştirilmesine katkı sağlanması hedeflenmektedir. Bu yaklaşımla, etik kuralların yalnızca birer zorunluluk değil, bilimsel sorumluluk ve toplumsal faydanın doğal bir parçası olduğu vurgulanmaktadır.
- ItemAmbalaj tasarımında hedonizm etkisi(İksad, 2024-10) Güler, Gizem; 350727Günümüz modern yaşamının kişi üzerinde yarattığı duygu dalgalanmaları, artan kişilik rolleri ve sorumluluklarına toplum tarafından onaylanma (ötekileştirilmeme) ve günlük stresten uzaklaşarak zihinsel bir rahatlamaya ulaşma da eklenince toplumun tüketim alışkanlıkları değişmiştir. Süreç içinde tüketim toplumunun yarattığı insan prototipi toplum tarafından kabul görme amaçlı markalara ve ürünlere karşı bağlılık geliştirmiştir. Bu esnada kişilere itibar kazandırma rolü üstlenen markalar ise tüketici üzerinde kısa süreli hazlar yaratarak tüketime bağımlı bir kitle yaratmak ve bir sonraki satın alma davranışını tetiklemek için çalışmaktadır. Bu çalışmalara örnek olarak verilebilecek ambalaj tasarımları içinde kişiselleştirilmiş ambalaj tasarımlarını ele almak mümkündür. Markalar ambalaj tasarımlarıyla ürünü korumak, saklamak, taşınabilir ve sergilenebilir kılmak gibi temel amaçların dışında rakip markaların önüne geçerek görünürlük kazanmayı ve kitlenin satın alma davranışını gerçekleştirmesini planlamaktadır. Bunun için hedef kitleye hedonist bir bakış acısı ile kişiselleştirilmiş, özel bir deneyim sunmak pek çok marka tarafından denenmiştir. Bu kişiselleştirme ile kitle-marka ilişkisinde ürüne olan ilgi ve bağlılık güçlenir. Bu çalışma kapsamında örneklem olarak Coca-Cola markası ele alınmıştır. Markanın 1 litrelik plastik ambalajları ve kutu ambalajlarının üzerinde hayata geçirdiği isim kampanyası ile hedonistik bir satın alma davranışı planlanmıştır. Bu araştırma kapsamında kişiselleştirilmiş ambalaj tasarımları ile kitlenin hazza erişmek için gösterdiği çaba ve kendini özel, biricik hissetme sonucunda artan satın alma davranışları gözlemlenmiştir.
- ItemBarış ve savaş üzerine odak grup tartışmalarına katılımın kadın üniversite öğrencilerinin değer yönelimleri ve sosyal temsilleri üzerindeki etkisinin incelenmesi(Türk Psikologlar Derneği İktisadi İşletmesi, 2022-10) Özkan Demir, Kübra; Kuşdil, M. Ersin; 372021Giriş ve Amaç: Pozitif barış, savaşın ve sıcak çatışmaların yokluğundan öte toplumun çatışma olasılıklarının ortadan kaldırıldığı ve temelinde sosyal adalet, eşitlik, insan hakları, yardımlaşma, hoşgörü, karşılıklı anlayış gibi unsurların yer aldığı olumlu yaşam koşullarına ve insani ilişkilere dayanan bir kavramdır. Bu çalışmada barış ve savaş üzerine yürütülen odak grup tartışmalarına katılımın bu kavramlarla ilişkili olan bireysel değerlerin ve sosyal temsillerin üzerinde pozitif barış lehine etkisi olup olmadığının incelenmesi hedeflenmiştir. Yöntem: Kadın üniversite öğrencilerinin katılımıyla gerçekleştirilen mevcut çalışmada araştırma ve kıyaslama olmak üzere iki grup bulunmaktadır. Araştırma grubu Uludağ Üniversitesi’nde eğitim almakta olan öğrencilerden oluşmaktadır ve bu grup ile haftada bir saat olmak üzere toplam beş hafta boyunca barış ve savaş kavramlarının tartışıldığı odak grup görüşmeleri yürütülmüştür. Türkiye'deki çeşitli üniversitelerin öğrencilerinden oluşan kıyaslama grubu katılımcılarına ise çevrimiçi yollarla ulaşılmış olup bu grup odak grup görüşmelerine dahil edilmemiştir. Değerlerin ve temsillerin değişimini incelemek amacıyla tüm katılımcılardan çalışmanın başlangıcında (Z1), başlangıçtan beş hafta sonra (Z2) ve beş ay sonra (Z3) değer yönelimleri ve barış/savaş temsil içeriklerine ilişkin ölçüm alınmıştır. Bulgular: Tekrarlı ölçümlerde varyans analizi sonuçları Z1-Z2 arasında barış ve savaş üzerine odak grup tartışmalarına katılımın özellikle özgenişletim ve özaşkınlık değer puanları açısından gruplararasında önemli bir fark yarattığını göstermektedir. Buna göre araştırma grubunun özgenişletim puanları düşerken, özaşkınlık puanları yükselmektedir. Kıyaslama grubu için ise tam tersi bir durum gözlenmektedir. Sosyal temsillerin analizinde kullanılan prototipik ve ki-kare analizleri sonucunda, Z1-Z2 arasında barış temsili içeriğin çekirdeğinde yer alan pozitif barış ile ilişkili unsurların sıklıklarının sadece araştırma grubunda anlamlı olarak daha yüksek olduğunu göstermektedir. Odak grup görüşmeleri sonlandıktan yaklaşık 4 ay sonra elde edilen bulgular (Z3), değer yönelimleri üzerinde grup-zaman etkileşimlerinin artık gözlenmediğini ancak araştırma grubunun barış/savaş temsili içeriğine pozitif barış ile ilişkili unsurların yerleşmiş olduğunu göstermektedir. Tartışma ve Sonuç: Bu çalışmadan elde edilen sonuçlar karşılıklı iletişim ve müzakere aracılığıyla pozitif barış fikrinin geliştirilebileceğini, barış ve savaş ile ilişkili kişisel değerlerimizin ve zihnimizdeki temsillerinin değişebileceğini göstermektedir.
- ItemBipolar Bozukluğu Olan Bireylerle Yapılan Motivasyonel Görüşmenin İlaç Uyumuna Etkisi: Olgu Sunumu(pncongress2025, 2025-04) Erkuş, Şeyma; Babaoğlu, Elçin; 372023Giriş-Amaç: Bipolar bozukluk tanılı bireylerde yaygın bir sorun olarak görülen ilaç uyumsuzluğu, hastalık belirtilerinin nüksetmesine ve hastaneye yatış sıklığının artmasına neden olmaktadır.[1,2] Psikiyatri hemşirelerinin bipolar bozukluk tanılı bireylerde ilaç uyumsuzluğunu tanımlama ve ilaç yönetimi ile tedaviye uyumlarının arttırılmasında önemli sorumlulukları bulunmaktadır. Motivasyonel görüşmeler bipolar bozukluk tanılı bireylerde tedaviye uyumu arttıran psikososyal müdahalelerden biridir.[3] Bu olgu sunumunda yatarak tedavi gören ve ilaç uyumsuzluğu olan bipolar bozukluk tanılı bir bireyde motivasyonel görüşme tekniğinin ilaç uyumuna etkisinin incelenmesi amaçlandı. Yöntem: Bu çalışmada, empatik bir yaklaşımla, yansıtmalı dinleme, açık uçlu sorular ve destekleme tekniklerinin kullanıldığı ve çelişkiler geliştirilerek ambivalan duyguların keşfedildiği altı seanstan oluşan motivasyonel görüşme gerçekleştirildi. Motivasyonel görüşme tekniklerinden önem ve güven testi, karar dengesi ve uç durumlar teknikleri kullanıldı. Hastanın ilaç uyumunun değerlendirilmesinde görüşmelere başlamadan önce ve son değerlendirme görüşmesinde “Morisky Tedaviye Uyum Ölçeği” uygulandı. Bulgular: Motivasyonel görüşme sonrasında hasta Morisky Tedaviye Uyum Ölçeği’ndeki dört ifadenin tamamını ‘’hayır’’ olarak işaretledi ve bu da ‘’yüksek’’ derecede uyum ile sonuçlandı. İlaçlarını düzenli bir şekilde kullanmaya başlamasının yanı sıra hastanın sosyal ortamlara yeniden girmesi, değişim planını hayata geçirmesi, hastaneden taburcu olması ve okuluna yeniden dönmeye karar vermesi olumlu değişimler olarak kaydedildi. Sonuç ve Öneriler: Bu olgu sunumunda uygulanan motivasyonel görüşme tekniklerinin, bipolar bozukluk tanılı bireyin ilaç uyumunun artmasında etkili olduğu bulundu. Psikiyatri hemşirelerinin, bipolar bozukluk tanılı bireylerin ilaç almaya ilişkin farkındalıklarını ve öz yeterliliklerini arttırma ve değişim için motivasyon geliştirme yoluyla ilaç uyumunun arttırılmasında motivasyonel görüşme ilke ve becerilerini kullanmaları önerilir.
- ItemÇalışanların girişimci davranışlarının işletmelerin sürdürülebilir ihracat performansı üzerindeki etkisinde sosyal medyanın rolü(İstanbul Beykent Üniversitesi, 2024-05) Yılmaz, Çiğdem; Boz, Dursun; 331826; Kılıç, Hilal; Sırmalı Kayacan, Emine; Çakır, Ezgiİhracat; dış pazarlara açılmanın kolay, hızlı ve riski az yöntemlerden birisidir. Bir ülkenin sınırları içerisinde ürettiği ürünleri, belirlenmiş ihracat ve gümrük kuralları altında diğer ülkelere satışını olarak tanımlanmaktadır. İhracat yönteminin kullanılmasıyla uluslararası pazara girmek, riskleri ve şirket kaynaklarının kullanımını en aza indirmek anlamına gelmektedir. Rekabetin yoğun olduğu uluslararası piyasalarda faaliyet gösteren şirketlerin, etkin olabilmek ve piyasada kalıcı olabilmek adına başarılı olabilecekleri alanları dikkatli bir şekilde tanımlaması ve uygulaması gereklidir. Şirketlerin ihracat başarısı sadece kendisini etkilememekte, aynı zamanda faaliyet gösterdiği ülke ekonomisinin uluslararası rekabetçi yapısını da önemli ölçüde etkilemektedir. Bu yapı sayesinde ihracat faaliyetleri şirketlerin ticarî, uluslararası bilgilerini artırmalarına yardımcı olmaktadır. Dış pazarlara satış yapmak, şirketlerin farklı ülke pazarlarıyla tanışmasına olanak tanımaktadır. İhracat şirketlerin büyümesini destekleyen ve uzun ömürlülüklerini sağlayan ve sürdürülebilirliklerine katkı sağlayan bir olgudur. Bu nedenle araştırmacıların oldukça ilgisini çekmektedir ve ihracat performansı kavramı birçok araştırmacı tarafından araştırılan bir konu olmayı sürdürmektedir.
- ItemÇalışanların yenilikçi davranışlarının işletmelerin sürdürülebilir ihracat performansı üzerindeki etkisinde sosyal medyanın rolü(İstanbul Beykent Üniversitesi, 2024-05) Yılmaz, Çiğdem; Boz, Dursun; 331826; Kılıç, Hilal; Sırmalı Kayacan, Emine; Çakır, EzgiYenilik; yeni bir ürün, hizmet veya sürecin bir işletmenin uygulamalarında kullanılmasıdır. İş süreçlerini iyileştirmek ve faaliyet gösterdiği alanda rekabet avantajı yaratmak amacıyla yeni fikirlerin üretilmesi ve böylece işletmenin daha iyi performans göstermesi olarak da tanımlanmaktadır. Bir diğer tanımında yenilik; özgün fikirlerin, süreçlerin, ürünlerin ve hizmetlerin yaratılması ve uygulanması için tasarlanmış davranışların benimsenme süreci olduğu ifade edilmektedir. Yenilikçi davranış ise; yenilikçiliğin itici güçlerinin, sorumluluklarının ve yükümlülüklerinin tam olarak anlaşılmasından kaynaklanan bir durum olarak ifade edilmektedir.
- ItemE-learning perceptions of prospective accountants impact on quality of work life(Temar, 2024-11) Özbek, Ali; Boz, Dursun; 331826; Kurnaz, Niyazi; Akıncı, AdilStudents who graduated from relevant departments of universities and want to improve themselves in the field of accounting take the internship start exam and are referred to as candidate accountants if they meet the necessary conditions. While candidate accountants experience various e-learning processes until they become members of the profession, the evaluation of this situation in terms of work and life quality is of great importance for the profession. This study was designed to reveal the effects of candidate accountants' e-learning perceptions on work and life quality. İn the pilot study, data were collected from 104 candidate accountants working in Istanbul using a survey method. The data were analyzed in the SPSS 24.0 statistics program using empirical methods. As a result of the study, it was determined that the e-learning perceptions of candidate accountants which constitute the main theme of the accounting profession have an effect on the quality of their work life.
- ItemElektrikli Araçlarda Batarya Termal Yönetim Sistemlerinin PSI Yöntemiyle Karşılaştırmalı Olarak Değerlendirilmesi(Erzurum Teknik Üniversitesi, 2025-11) Abdulvahitoğlu, Aslı; Abdulvahitoğlu, Adnan; 382420Günümüz dünyasında teknolojideki ilerlemeler ve değişimin hız kazanması ile sürdürülebilir çevre hedeflerinin ön plana çıkması, alternatif enerji kaynaklarına yönelimi artırmıştır. Bu dönüşümün merkezinde; fosil yakıt bağımlılığını azaltma, karbon emisyonlarını düşürme potansiyeliyle küresel ısınma ve iklim değişikliği ile mücadelede öne çıkan elektrikli araçlar (EA) yer almaktadır. EA’ların performansını ve güvenliğini doğrudan etkileyen temel bileşenlerden biri, yüksek enerji yoğunlukları nedeniyle tercih edilen lityum iyon pillerdir (LIB). Ancak LIB’ler, çalışma sırasında meydana gelen aşırı ısı üretimi sonucu termal dengesizlik ve sıcak nokta oluşumu gibi sorunlarla karşı karşıya kalmaktadır. Bu durum, batarya ömrünü kısaltmakta ve sistem güvenliğini tehlikeye atmaktadır. Bu bağlamda, etkin bir batarya termal yönetim sisteminin (BTYS) tasarımı büyük önem taşımaktadır. Bu çalışmada, EA’larda yaygın olarak kullanılan LIB’lerin farklı soğutma yöntemleri ve malzeme kombinasyonları; Çok Kriterli Karar Verme (ÇKKV) yaklaşımlarından PSI (Tercih Seçim İndeksi) yöntemi kullanılarak analiz edilmiştir. Bu şekilde performans, maliyet, enerji verimliliği ve çevresel etki kriterleri açısından en uygun BTYS seçeneğinin belirlenmesi hedeflenmiştir. Elde edilen sonuçlar, sürdürülebilir ve güvenli EA teknolojilerinin geliştirilmesinde karar destek sistemlerinin etkinliğini ortaya koymaktadır.
- ItemEvolution of software development process from past to future: an important reflection of digital transformation(Maltepe University, 2023) Nizamoğlu, Yekta Buğrahan; Şahinaslan, Ender; Şahinaslan, Önder; 122635; Değer, Özkan; Çakallı, HüseyinThe software development process has undergone a great evolution from past to present. There is a rapid change from traditional software development methods to modern and innovative approaches. This change is an important re ection of digital transformation along with technological developments. Today, developments in many areas such as arti cial intelligence, machine learning, automatic code generation, smart test automation, low code development lead the change in the software development process. In the future, it is predicted that the software development process will evolve into faster, more reliable, exible and innovative methods with the impact of advanced technologies. This will a ect all environments that produce, operate and use the software and will cause radical changes in usage. In this study, the change and current situation of the software development process from past to present will be discussed. Predictions will be shared on how and in what way digital transformation and technological advances may a ect the process in the future.
- ItemİYM'li Araç Radyatörlerinde Kullanılan Farklı Nanoakışkanların ÇKKV Yöntemleri ile Karşılaştırmalı Analizi(Erzurum Teknik Üniversitesi, 2025-11) Abdulvahitoğlu, Aslı; Abdulvahitoğlu, Adnan; 382420Son yıllarda teknolojide yaşanan hızlı gelişmeler ve değişim; enerji verimliliği, sürdürülebilirlik ve optimizasyon gibi kavramların sanayi ve mühendislik açısından önemini ortaya koymaktadır. Enerji kaynaklarının verimli kullanımı, karbon emisyonlarının azaltılması, küresel ısınma ve iklim değişikliği ile mücadele hedefleri; özellikle sanayinin lokomotifi olarak ifade edilen otomotiv endüstrisinde yeni tasarım ve malzeme arayışlarını beraberinde getirmektedir. Bu bağlamda otomotiv endüstrisinde daha çevreci, ekonomik ve yüksek verimli araç geliştirme çalışmaları artarak devam etmektedir. Bu çalışmalardan biri olan motor verimliliğinin artırılması hususu, ilk içten yanmalı motorların (İYM) üretildiği günden bu yana araştırmaların merkezinde yer almaktadır. Elektrikli, hibrit veya hidrojenli fark etmeksizin, araçlarda kullanılan yakıt cinsi ne olursa olsun motor verimliliğini artırma çalışmaları her alanda sürdürülmektedir. Bu durum, özellikle İYM’li araçlarda güvenilir ve yüksek performanslı ısıl yönetim sistemlerinin geliştirilmesini zorunlu kılmaktadır. Motorda ortaya çıkan yüksek ısının etkili bir şekilde uzaklaştırılması, kullanılan soğutucuların ısıl özelliklerine bağlıdır. Yıllardır yaygın olarak kullanılan su ve su-etilen glikol gibi geleneksel karışımlar, düşük ısıl iletkenlikleri nedeniyle sınırlı bir soğutma performansı göstermektedir. Bu durum, alternatif soğutucuların geliştirilmesine ve radyatör performanslarının iyileştirilmesine yönelik çalışmaların ivme kazanmasına neden olmaktadır. Bu çalışmada; İYM’li araçlarda farklı nanoakışkanlar kullanılarak oluşturulan soğutucu malzemeler verimlilik, enerji tasarrufu ve sürdürülebilirlik açısından Çok Kriterli Karar Verme (ÇKKV) yöntemlerinden Standart Sapma (SD) tümleşik CODAS yöntemi ile karşılaştırmalı olarak analiz edilmiştir.
- ItemKalabalık Yalnızlık Ölçeği(İKSAD, 2025-02) Karayaman, Saffet; Boz, Dursun; Şener, Murat; Güler, Kahraman; 331826; 374719; 307837; Toper Kaygın, Azize; Ulutaşdemir, Nurgül; Çiftçi, HasanTürk Dil Kurumu, yaklaşık 1 milyon kişinin katılım sağladığı oylamanın sonunda "2024 Yılı Kelimesi/Kavramı" olarak "kalabalık yalnızlık" terimini seçtiğini duyurmuştur. Değerlendirme Kurulu, bu kavramın seçilmesine dair gerekçesini şöyle belirtmiştir. 2024 yılında, insanların kalabalıklar içinde yalnızlık hissettiklerine dair yapılan araştırmaların sayısının arttığı gözlemlenmektedir. Birbirinin zıttı gibi görünen; "yalnızlık"ı çağrıştıran teklik ile çokluğu simgeleyen "kalabalık" kavramı, aynı anda var olabilmektedir. Psikolojik, sosyolojik ve iletişimsel gerekçeler ile açıklanan bu olgu, bireylerin günlük yaşamlarında ve kurdukları ilişkilerde kendini açıkça göstermektedir. Dijitalleşen dünyada, medenileşme amacıyla kurduğu şehirlerde kalabalıklaştıkça, aslında insan yalnızlaşmıştır. Sonuçta, iki kelam edecek bir dost arayışına düşmüştür. Kendi yarattığı çarkın içinde yalnızlaşan insanın en büyük sorunu yine kalabalıklar içinde yalnızlıktır.
- ItemKronik psikiyatri hastasının bakım vereni olmak: psikolojik dayanıklılığı nasıl etkiliyor?(2023-10) Erkuş, Şeyma; Babacan Gümüş, Aysun; 372023Kronik psikiyatri hastasına bakım vermek bakım verenlere fiziksel, duygusal, sosyal ve ekonomik alanlarda yük getirmektedir. Psikolojik dayanıklılık, bakım verenlerin bakım verme sürecinde karşılaştığı zorluklarla başarılı bir şekilde mücadele edebilmesini sağlar. Kronik psikiyatri hastasının bakım vereni olmak, psikolojik dayanıklılığı etkileyen bir risk faktörü olsa da psikolojik dayanıklılık geliştirilebilir bir özelliğe sahiptir. Bakım verenlerde psikolojik dayanıklılığın incelenmesi, psikolojik dayanıklılığı geliştirmeye yönelik müdahale programlarının planlanması ve uygulanması açısından önemlidir.
- ItemKronik ruhsal bozukluğu olan bireylere bakım verenlerde umut: bakım veren özellikleri açısından bir inceleme(Dalya, 2023-10) Erkuş, Şeyma; Babacan Gümüş, Aysun; 372023Kronik ruhsal bozukluğu olan bireylere bakım verenler, bakım verme sürecinde pek çok zorlukla karşılaşmaktadır. Bu zorluklarla mücadele etmek bakım verenleri ruhsal hastalıklara yatkın hale getirmektedir. Yaşanılan stres bakım verenlerin umut düzeylerini olumsuz yönde etkilemektedir. Umut, bakım verenlere stres verici yaşantılarla baş edebileceği konusunda güç verir. Bakım verenlerin amaç belirlemesini, amacına ulaşmak için harekete geçmesini ve zorluklarla karşılaştığında alternatif yollar aramasını sağlar. Umut, bakım verenlerin bu zorlu süreçte güçlü kalabilmesi açısından hayati öneme sahiptir. Bakım verenlerde umudun geliştirilmesi bakım verdiği hastaların da umut geliştirmesinde, tedaviye uyumlarının artmasında ve bakım verme deneyiminin olumlu yanlarının keşfedilmesinde etkili olacaktır. Bakım verme deneyimi ne kadar zorlu olsa da bakım verenlerin kendilerine has özellikleri de umutlarının yüksek olmasında etkili olmaktadır. Bu araştırmanın yapılması bakım verenlerin umut düzeyinin ve umudu etkileyen bakım veren özelliklerinin ortaya çıkarılması açısından önemlidir.
- ItemMint ülkelerinde tüketici fiyat endeksi ve cari işlemler dengesinin döviz kuru üzerindeki nedensellik etkisi(ISARC, 2025-05) Canbay, Şerif; Özdilek Kırca, Elveda; 278780; Çelik, Ahmet; Akhter, Naseem; Şen Elkoca, CandanBu çalışmada, 1990-2022 dönemine ait yıllık veriler kullanılarak MINT (Meksika, Endonezya, Nijerya ve Türkiye) ülkelerinde tüketici fiyat endeksi (enflasyon) ve cari işlemler dengesinin döviz kuru üzerindeki nedensellik ilişkileri incelenmiştir. Analizde Kónya (2006) Bootstrap Panel Granger Nedensellik yöntemi kullanılmıştır. Elde edilen bulgulara göre, Endonezya, Meksika ve Nijerya için cari işlemler açığından döviz kuruna doğru negatif yönde anlamlı bir nedensellik saptanmıştır. Aynı ülkelerde enflasyon oranlarından döviz kuruna doğru pozitif yönlü bir nedensellik ilişkisi de gözlemlenmiştir. Bu durum, söz konusu ülkelerde hem dış dengesizliklerin hem de fiyat istikrarsızlıklarının döviz kuru dinamiklerini belirlemede etkili olduğunu göstermektedir. Buna karşılık Türkiye için hem enflasyonun hem de cari işlemler dengesinin döviz kuru üzerinde istatistiksel olarak anlamlı bir nedensellik ilişkisi bulunmamıştır.
- ItemThe end of the world: unveiling dystopian apocalypse in Caryl Churchill’s far away(Rumeliya, 2025) Özçelik, Kaya; 351393; Yılmaz, YakupBeing a seminal work, Caryl Churchill’s Far Away delves deep into the layers of the end of the world by merging both dystopian and apocalyptic visions. Offering a fragmented narrative that reflects the disintegration of social, moral and natural orders of the world, Churchill’s play brings her reader/audience closer to face how the end of the world will be. The play’s structure and tone progressively immerse the audience in a world unravelling into chaos, where the boundaries between good and evil blur, and nature itself becomes embroiled in humanity’s conflicts. Through minimalist dialogue and surreal imagery, Churchill presents her reader/audience with a disturbing portrayal of a society where fear, violence, and moral ambiguity are the mere causes of the apocalypse. While the dystopian elements in the play are underlined through the depiction of authoritarian control, systemic violence, and the erasure of individual agency with Churchill’s chilling commentary on the fragility of democratic and ethical structures, themes such as the collapse of ecological and social harmony that eventually lead to an inevitable descent into global destruction form the backbone of apocalyptic discourse in Far Away. Endowing her play with postmodernist techniques such as fragmented storytelling and open-ended conclusion, Churchill invites the audience to grapple with the moral consequences of complicity and the pervasive impact of war and ecological crisis. This study examines how Far Away interweaves dystopian and apocalyptic elements to criticise contemporary sociopolitical and environmental issues. Exploring themes of dehumanization, systemic oppression, and environmental decay, the play compels its reader/audience to confront the urgent ethical dilemmas of the modern world. All in all, Churchill’s work offers a potent warning about the interconnected nature of societal collapse and ecological destruction, with a specific urge to enable humanity to reconsider its role in shaping a sustainable and near future.
- ItemThe End of The World: Unveiling Dystopian Apocalypse in Caryl Churchill’s Far Away(RumeliYa Yayıncılık, 2025-02) Özçelik, Kaya; 351393; Yılmaz, YakupBeing a seminal work, Caryl Churchill’s Far Away delves deep into the layers of the end of the world by merging both dystopian and apocalyptic visions. Offering a fragmented narrative that reflects the disintegration of social, moral and natural orders of the world, Churchill’s play brings her reader/audience closer to face how the end of the world will be. The play’s structure and tone progressively immerse the audience in a world unravelling into chaos, where the boundaries between good and evil blur, and nature itself becomes embroiled in humanity’s conflicts. Through minimalist dialogue and surreal imagery, Churchill presents her reader/audience with a disturbing portrayal of a society where fear, violence, and moral ambiguity are the mere causes of the apocalypse. While the dystopian elements in the play are underlined through the depiction of authoritarian control, systemic violence, and the erasure of individual agency with Churchill’s chilling commentary on the fragility of democratic and ethical structures, themes such as the collapse of ecological and social harmony that eventually lead to an inevitable descent into global destruction form the backbone of apocalyptic discourse in Far Away. Endowing her play with postmodernist techniques such as fragmented storytelling and open-ended conclusion, Churchill invites the audience to grapple with the moral consequences of complicity and the pervasive impact of war and ecological crisis. This study examines how Far Away interweaves dystopian and apocalyptic elements to criticise contemporary sociopolitical and environmental issues. Exploring themes of dehumanization, systemic oppression, and environmental decay, the play compels its reader/audience to confront the urgent ethical dilemmas of the modern world. All in all, Churchill’s work offers a potent warning about the interconnected nature of societal collapse and ecological destruction, with a specific urge to enable humanity to reconsider its role in shaping a sustainable and near future.
- ItemToplu taşıma sistemleri için entropy tümleşik moosra yöntemi ile elektrikli otobüs seçimi(İKSAD, 2024-11) Abdulvahitoğlu, Adnan; Abdulvahitoğlu, Aslı; 382420Günümüzde hızla artan dünya nüfusunun beraberinde getirdiği kırsaldan kente göç ve hızlı kentleşme, kentsel alanlarda ulaşım başta olmak üzere birçok sorunun ortaya çıkmasına neden olmaktadır. Toplu ulaşım şehirlerde yaşanan trafik sorununun çözümü için en etkili seçeneklerden biridir. Özel araç kullanımdaki artış, trafikte sıkışıklığına ve insanların zamanlarının önemli bir kısmını yollarda geçirmelerine neden olmaktadır. Toplu taşıma sistemleri, şehirlerde mobilite, istihdam, eğitim, ikamet vb imkanlara ulaşımı kolaylaştırarak, bireysel otomobil kullanımı ve neden olduğu kirlilik ile sıkışıklığı azaltma açısından etkili çözümler sunmaktadır. Ayrıca hava kirliliği, küresel ısınma, iklim değişikliği, maliyet ve fosil enerji kaynaklarının hızla tükenmesi çevre dostu, sürdürülebilir, etkili ve verimli toplu taşıma sistemlerinin kullanılması ihtiyacını zaruretin ötesine taşımaktadır. Bu bağlamda ulaşım sektöründe elektrik tahrikli veya hibrit araçların kullanımına yönelik çalışmalar da artmaktadır. Özellikle kent içi toplu taşıma sistemlerinin elektrikli veya hibrit araçlardan oluşması yerel yönetimler açısından daha da fazla önem kazanmaktadır. Son zamanlarda Türkiye’de geniş bir yerli üretim imkanı bulan elektrikli otobüsler egzoz emisyonlarını azaltmada ve kentlerin hava kalitelerini iyileştirmede ön plan çıkmaktadır. Birbirinden farklı ve gelişmiş özellikleri ile düşük işletme ve bakım maliyetleri elektrikli otobüslerin tercihinde etkili olmaktadır. Sektördeki hızlı rekabetin neden olduğu ürün çeşitliliği Türkiye’de lastik tekerlekli ulaştırma sistemlerinde elektrikli otobüs kullanmak isteyen idarelerden özellikle yerel yönetimlerin ürün seçiminde tereddüt etmelerine neden olmaktadır. Bu bağlamda yöneticilere karar desteği sağlaması açısından Çok Kriterli Karar Verme (ÇKKV) tekniklerinden Entropy ve MOOSRA yöntemlerinin tümleşik olarak kullanıldığı bu çalışma, idareler için bir referans niteliği taşımaktadır.
- ItemTrafik kazalarını önleme stratejileri: yol hipnozuna neden olan faktörlerin çok kriterli karar verme yaklaşımı ile analizi(İKSAD, 2024-12) Abdulvahitoğlu, Adnan; Abdulvahitoğlu, Aslı; 382420Tüm dünyada olduğu gibi, Türkiye’de de son yıllarda hızla artan araç sahipliği, karayolu taşıt hareketliliğinin önemli ölçüde artmasına neden olmaktadır. Bu artış, trafik sıkışıklığı ve trafik kazaları gibi ciddi sorunları da beraberinde getirmektedir. Trafik kazalarının yarattığı maddi ve manevi zararların büyüklüğü, bu sorunun hükümetler tarafından öncelikli olarak ele alınmasını zaruretin ötesine taşımaktadır. Bu kapsamda, Birleşmiş Milletler (BM) eylem planına paralel olarak Türkiye’de de 2021-2030 Karayolu Trafik Güvenliği Strateji ve Eylem Planı uygulanmaya başlanmış ve trafik kazalarına bağlı ölümlerin %50 oranında azaltılması hedeflenmiştir. Trafik kazalarının nedenleri incelendiğinde, bunlardan birinin de yol hipnozu olduğu ortaya çıkmaktadır. Yol hipnozu, sürücülerin araç kullanırken trans benzeri bir duruma girdiği bir psikolojik durumdur. Genellikle otoyollar gibi uzun, monoton, düz ve nispeten olaysız yollarda meydana gelen bu durum, sürüş güvenliğini ciddi şekilde tehdit etmektedir. Araştırmalar, yol hipnozunun insan zihninin rutin işleri otomatik pilot modunda gerçekleştirme kapasitesi ile yakından ilişkili olduğunu göstermektedir. Bu süreçte bilinçli farkındalığın azalması ve bilinçaltının devreye girmesi, sürekli dikkat ve hızlı karar almanın hayati önem taşıdığı sürüş koşullarında potansiyel riskleri artırmaktadır. Son yıllarda yol hipnozu, özellikle psikoloji, sinirbilim ve trafik güvenliği alanlarında araştırmacıların ilgisini çeken bir konu haline gelmiştir. Bu durumun nedenlerinin, etkilerinin ve önleyici tedbirlerinin anlaşılması, yol güvenliğini artırmak ve sürücü dikkatinin azalmasından kaynaklanan kazaları önlemek açısından büyük önem taşımaktadır. Bu çalışmada, yol hipnozunun altında yatan mekanizmalar, sürüş davranışı üzerindeki etkileri ve bu durumun oluşumunu azaltmaya yönelik stratejiler incelenmiştir. Sürücüler ve politika yapıcılar için değerli bilgiler sunmayı amaçlayan bu çalışmada, yol hipnozunun nedenleri, Çok Kriterli Karar Verme (ÇKKV) yöntemlerinden Adım Adım Ağırlıklandırma (SWARA) ile analiz edilerek, karar vericilere uygulanabilir bir model önerisi geliştirilmiştir.











